16 Haziran 2019 Pazar

İlk Ayrılığım

Bugün acıktığımı hissettim
Canım bir şeyler yemek istedi
Ama dışarı çıkmak için hala güç yoktu içimde
Yatağımdan kalktım
Pencereden dışarı baktım
Çamasırlarımı yıkadım elimde
Sıcak suya tahammül edemediğimi farkettim
Bu ara böyleyim
Şarki söyledim
Elime, elimden mikrofon yaptım
Biraz da dans ettim
Doldurmaya başladim zamanımı
Hâlâ kitap okumak film izlemek istemiyordum.
Dışardan bir güce ihtiyacım vardı
Arkadaşlarım benimle konuşmak ister miydi?
Yeni insanlara kendimi nasıl tanıtacaktım?
Düşünme yargılama üzerine bir şeyler kaybettiğimi farkettim
Çok da kötü değildim
Yoksa fena yazardım 
04.06.2019

13 Haziran 2019 Perşembe

Arayış

Hayatımız boyunca kendimizi bulmak için uğraşıyoruz, bir başka evde, bir başka şehirde, bir başka insanda. Kendimizden bir şeyler bulmak için arayıp tarıyoruz her insanı bakışlarımızla. Kendimizle hissettiğimiz rahatlığı arıyoruz irislerinde kaybolurken. Tek isteğimiz kendimizi anlatmak, anlaşılmak belki de. Anlatmadan anlaşılmayı tercih ediyorsak bir de, daha da derinleşiyor arayışlarımız. Denizde yosun parçacıklarının arasında, bir saksı toprağının diplerinde, gökyüzüne salınmış koca bir ağacın dalındaki kuş yuvasında. Detaylı...

Hissettiklerime küs kalamam.

Ne yaşamış olursam olayım, iyi kötü, hissettiklerim hep benimle kalacak. Bu yüzden o hissettiklerime hiçbir zaman düşman olmamayı seçiyorum. İnsanlar gelir, insanlar gider, ben kalırım hislerim kalır, şiirlerim kalır, yazılarım, sevdiğim anılarım. Kötü anılarımı unutma konusunda başkalarından daha başarılı olabilirim, belki de ben kötüyü hiçbir zaman kötü olarak görmüyorum, sadece şanssızlık.
Kalbimde bir salıncak kurmuştum, sevgimden, nefretimden, hayal kırıklıklarımdan. Bir adam geldi, salıncağa binme yaşını çoktan geçmişti, karamsardı. Ben salıncağıma binmesine izin verdim, onun için sabahın erken saatlerinde açtım kalbimi, gün doğmamışken, o sabahın erken saatlerini bahane etti, uykusuz olduğu belliydi. Kırılmıştı, uykusundan uyandırılmıştı, onun kalbindeki salıncağı darmadağın etmişlerdi, ben ona yapılan her şey için üzgündüm, insanlığa kırgındım. Sevginin gökyüzünde küçük bir yıldız kadar değersiz olması canımı acıtmıştı, o gökyüzünde homojen olarak dağılmış  bir gaz elementi olmalıydı, onsuz gökyüzü, gökyüzü olamazdı. Bir insan ruhu, bir zihin  durumu olmalıydı fiziksel alemde. Bitkisel hayatta iken yaşamak ne kadar boş ise sevgi olmadan yaşamanın da bir değeri yoktu sanki, bilmiyorum sevgi ruhumuza hayat veren oksijen olmalıydı, insanlar birbirlerini sevmenin yollarını aramalıydı. Daha güzel olabilirdi her şey.
Neyse dedim ya, hislerim benle, şiirlerim benle, limon renginde salıncaklı adam.

Öyle bir rüya adam sanki,
Zimmetlediğim yalnızlığımdan bir hışımla çekip kurtarmış beni, kendine eklemiş,
Gün ışığını göz kapaklarının üzerinde saklamış,
Üşümüş, öyle üşümüş, güneşin kavurucu sıcaklığında bile,
Rüyamsı hayatımı boyamış, renklendirmiş.

Çok yakıştı ruhun ruhuma,
yoktuk belki de öncesinde,
varken var olmak şimdi ise, seninle kök saldım bir tek
ait olamadığım bu  gezegene,
sana kök salıp uçmak isterim yeniden, bu dünya bize toprak olmaz,
ben senin dalında çiçek açayım, sen de benim.

Bir akşamüzeri
yüzünde güneşin son ışını,
yüzüme yansıyor,
bir gün yine ölmeden dünya, ayna tutuyor bize,
senle aydınlık oluyorum.

Hissettiklerime küs kalamam.






30 Mayıs 2019 Perşembe

Ben ve nesnel zaman

Ne geçmişi hatırlamak istiyorum ne de gelecekte iyi kötü anılar biriktirip onları hatırlamak. Anı hatırlamakla ilgili zihnimden silemediğim bir kaos var. İstemiyorum. Nesnel zamandan ayrı bir öznel zaman dilimi  kabul görüyor zihnimde. Karar vermek istemiyorum ne geleceğe ne de geçmişe ne yapmam gerekeceğine. Şimdiden ayrı bir zaman dilimi olmasın. Nesnel zaman geçmesin, karar vermeye maruz bırakılmayayım.

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Sevmeyi Öğrenmek

Koca bir boşluk olmasını isterim bu sayfada. Sevgiyle büyümemiş biri nereden bilebilir ki sevmeyi. Öğrenirse bile yapay olmaz mı? Betona çiçek ekmeye çalışmak gibi değil mi bu? Değer verebilir, bu sevmekle aynı olabilir mı? Ben bunu anlayamıyorum, sevgiyi anlayamıyorum. Sevince kaç santim genişler insanın kalp kası? Sevilince bunu nasıl hissedebilirim?

19 Mart 2019 Salı

Doğaçlama Yalnızlık

Eğitimin kazandırması gereken tek şey belki de insanlara yalnızlığını sevdirmek olmalı. Yalnızken aciz hissetmekten alıkoymak, yalnızlığı acizlik zanneden insanların yalnız insanlara, bakışlarıyla aciz olduklarını hissettirmekten vazgeçirmek olmalı. Yalnızlık, şiddeti alır taaaa insanın dışına bırakır. Kendilik'te şiddete yer yoktur.
Yalnızlık, insanın en insani hali gibi geliyor bana. Yalnızken farkındasındır; sokakta oturan bir köpek nasıl da üzgün, bir kedinin de sevgiye ihtiyacı vardır, yağmur sonrasında görmeden üzerine bastığın salyangoza en çok yalnızken üzülürsün. Kışın odada bulduğun böceği dışarı atarken çok tereddüt edersin.
Yalnızlık dramadır,  tek kisilik doğaçlamadır.Oyunun kurallarını sen belirlersin. Oyun bitince çok fazla alkış alamayacağın malum. Ama kendini kazanırsın.

18 Mart 2019 Pazartesi

Aşk Çemberi

Zaman çemberi aşk çemberini etkisi altına almaya çalışıyor. Aşk çemberi bir çocuk edasıyla omuz silkip, devam ediyor çemberin içini oyalamaya. Bir örüntü oluşturuyor ağaçlardan, çiçeklerden, bir amaca hizmet etmeyip kendi yaşamının farkında olan bütün hayvanlardan, sevgiden, sevginin pudra pembesi tonundan.